Boşanma sırasında yaşanan sıkıntılar

08 Eylül 2010 Yazan  
Kategori KADIN

Boşanma, tıpkı evlilik gibi bir “durum” olarak değerlendirilebilir. Boşanmanın öncesi, sırası ve sonrasında yaşanabilecek olan bazı ortak özellikli duygulardan ve onlara eşlik eden

Boşanma, tıpkı evlilik gibi bir “durum” olarak değerlendirilebilir. Boşanmanın öncesi, sırası ve sonrasında yaşanabilecek olan bazı ortak özellikli duygulardan ve onlara eşlik eden davranışlardan söz etmek de mümkündür. Bu uzun sürecin herhangi bir diliminde bir uzmana başvurulması, bu durumun daha kolay şekilde atlatılmasına yardımcı olacaktır. Psikolog Murat Dokur anlatıyor…

Boşanma öncesi dönem
Boşanma öncesi dönem, düşünme dönemidir. Bu dönemde, tatsız olan gerçeğin fark edilmesi söz konusudur. Önce tatminsizlik, hoşnutsuzluk, eşe ve ilişkiye yabancılaşma görülebilirken; sonrasında yoğun korku, çok büyük acı/keder, şok, boşluk, kaos, yetersizlik ve düşük benlik değerinin deneyimlenmesi olasıdır.

Bu duygularla baş ederken, ortaya bazı davranış özellikleri çıkabilir. Partnerle yüzleşmek, tartışmak/münakaşa etmek, terapi arayışına geçmek, inkar, fiziksel ve duygusal olarak içe kapanmak, her şey yolundaymış gibi yapmak ve sevecenliği geri kazanmaya çalışmak bu davranışlardan bazılarıdır. Bu dönemde çiftlerin bilmesi gereken en önemli şey; boşanabilmeleri için önce ilişkilerinin düzelmesi gerektiğidir. Çatışma devam ettiği sürece, boşanma zor ve sancılı olacaktır.

Boşanma sırası dönem
Boşanma sırası dönem, mahkeme dönemidir. Eşlerden biri ya da her ikisi depresyona girebilir; kızgınlık, ümitsizlik hissedebilirler, kendilerine acıyabilir, yoğun öfke, üzüntü ve yalnızlık hissedebilirler. Bu duyguların ardından bir yas tutma ve rahatlama sürecine geçilir. Bu dönemde çiftlerin pazarlık etmeleri, çatışmaya girmeleri, birbirlerini tehdit etmeleri, hatta bazen intihara teşebbüs etmeleri söz konusu olabilir.

Eşler artık fiziksel olarak ayrılmaktadırlar ve boşanma işlemleri kanuni olarak başlatılmaktadır. Buna paralel olarak ekonomik düzenlemeler yapılır ve akraba ile arkadaşlara durum açıklanır. Bu dönemde özellikle ailelerle temasta, boşanma konusunun en az şekilde gündeme gelmesi ve eğer olmuyorsa, temasın azaltılması ve daha sessiz yaşanabilmesi kıymetli olacaktır.

Boşanma sonrası dönem
Boşanma sonrası dönemde dengenin yeniden kurulması söz konusudur. Bu dönemde kişilerin daha iyimser, kararlı, coşkulu, meraklı oldukları gözlenebilir. Bazen pişmanlıklar ortaya çıkabilir. Ancak sonra durumun kabullenilmesiyle birlikte kendine güven artar, benlik değeri yeniden yükselir, bütünlük hissine ulaşılır ve bağımsızlık duygusu deneyimlenir.

Boşanmanın sona erdiği bu dönemde; yeni arkadaşlarla görüşülmeye başlanabilir, yeni bir yaşam biçiminin ve çocuklar için günlük bir rutinin oturtulması ile kimliğin yeniden sentezlenmesi söz konusu olur. Boşanmanın psikolojik açıdan da tamamlanmasıyla birlikte, yeni bir sevgi nesnesine yönelinir ve yeni yaşam biçiminde ve yeni arkadaşlarla rahat olmaya doğru geçilir. Yine bu dönemde, çocukların, boşanmayı kabul etmelerine yardımcı olmak söz konusudur. Boşandıktan sonra; eşlerin, mümkünse zorunlu olmadıkça aynı ortamda bulunmamaları ve aynı arkadaş gruplarında ve/veya sosyal ortamda bulunmamaları tercih olunur. Çocuklarla ilgili olarak da, bir uzmana başvurulması yararlı ve kolaylaştırıcı olacaktır.

Hülya Avşar’a şok suçlama!

08 Eylül 2010 Yazan  
Kategori KADIN

Hülya Avşar’ın İstanbul Riva’daki ekolojik villasına belediyeden hukuka aykırı iskân çıkarıldığını iddia eden Mustafa Konuş, resmi belgede sahtecilik iddiasıyla savcılığa başvurdu.

Hülya Avşar’ın İstanbul Riva’daki ekolojik villasına belediyeden hukuka aykırı iskân çıkarıldığını iddia eden Mustafa Konuş, resmi belgede sahtecilik iddiasıyla savcılığa başvurdu.

Mustafa Konuş “Villayı yapan müteahhit olmama rağmen resmi iskân belgesinde müteahhit firma ve şantiye şefi olarak başka isimler gösterilmiş ve sahtecilik suçu işlenmiştir” dedi. Avşar’ı, vergi kaçırdığı iddiasıyla Gelirler İdaresi’ne de şikâyet ettiğini anlatan Konuş “İskan alırken sanatçının KDV, müteahhit firmanın da vergi ödemesi gerekir. Ama bu şekilde alınan iskân ile iki taraf da vergi kaçırdı. Hülya Avşar, benim tekerime çomak soktu. İşlerim bozuldu. Sanatçının adına güvendik. Şu anda 873 bin liralık alacağım icra-inkâr tazminatı ve faiziyle birlikte 2 milyon liraya yaklaştı. Sonuna kadar paramın peşindeyim” dedi.

Büyük servet

08 Eylül 2010 Yazan  
Kategori KADIN

Minik Serçe, çok özel bestelerini Kanlıca’daki evinin kasasında biriktiriyor. Türkiye’nin efsane müzisyenlerinden Sezen Aksu, oğlu Mithat Can’a dünyada eşi benzeri görülmemiş bir miras bırakıyor. Şarkıları dillerden düşmeyen Minik Serçe, kimseye vermeye kıyamadığı çok özel bestelerini Kanlıca’daki evinin kasasında biriktirmeye başladı.

1974 yılında girdiği müzik piyasasında besteleriyle birçok ismi yıldız yapan ve şarkıları dillere destan olan Aksu, oğlu Mithat Can’ın geleceğini garantiye aldı.

OĞLUNA VASİYET ETTİ

Minik Serçe, oğlu için hazırladığı bu özel mirasını sadece çok yakın dostlarıyla paylaştı. Annesinin bu sürpriziyle şaşkına dönen Mithat Can, büyük bir şok yaşadı. Sezen Aksu kendi yaşamından esinlenerek yazdığı bestelerini biriktirmeye devam ederken, oğluna “Sana vasiyetimdir bu şarkıları ben öldükten sonra sen yaşat” dedi. Mithat Can da annesine söz verdi.

AYSEL GÜREL’DEN İLHAM ALDI

Unutulmaz bestelere imzasını atan bir diğer isim olan Aysel Gürel’in öldükten sonra evinde çöp kutusunda bulunan sözleri Tarkan’ın son albümünde yer almıştı. 2008′de hayatını kaybeden Gürel’in evine taşınan vatandaş çöp kutusunda bulduğu şarkı sözünü Tarkan’a yolladı. Megastar da Bu sözlerin Aysel Gürel’e ait olup olmadığını öğrenmek için kızı Müjde Ar’ı aradı. Alınan teyitden sonra “Sevdanın Son Vuruşu” isimli şarkı Tarkan’ın son albümünde yer aldı. Bu olaydan çok etkilenen Sezen Aksu’da öldükten sonra yeni şarkılarıyla anılmak için oğluna miras bırakmaya karar verdiği konuşuluyor.

TARKAN’A ANA-OĞUL DESTEĞİ

Megastar Tarkan’ın yeni albümü “Sevdanın Son Vuruşu’nda Mithat Can imzalı “Acımayacak” adlı şarkı dikkat çekti. Sözleriyle büyük beğeni kazanan şarkı için, “Sezen yazdı, oğluna verdi” yorumu yapılmıştı.

ŞARKILARI SERVET DEĞERiNDE

Şarkılarıyla milyonları hem ağlatan hem coşturan Sezen Aksu’nun piyasada yaklaşık 500 bestesi bulunuyor. Ortalama fiyatlarının 50 bin TL’den başlayıp 120 bin TL’ye kadar çıktığı Sezen Aksu şarkıları bir ünlü ismin albümünde yer almaya devam ediyor.

ŞİRKET KURDU

Londra Music Schooll’da eğitim alan Mithat Can, ‘Why Not’ adlı şirket kurdu. Mithat Can, Ajda Pekkan’ın ‘Aynen Öyle’ isimli albümünün prodüktörlüğünü de üstlendi.

SEZEN’İN ALBÜMLERİ

Allahaısmarladık, Serçe, Sevgilerimle, Ağlamak Güzeldir, Firuze, Sen Ağlama, Git, Sezen Aksu 88, Sezen Aksu Söylüyor, Gülümse, Deli Kızın Türküsü, Işık Doğudan Yükselir, Düş Bahçeleri, Düğün ve Cenaze, Adı Bende Saklı, Deliveren, Şarkı Söylemek Lazım, Yaz Bitmeden, Bahane, Bahane Remix, Kardelen, Deniz Yıldızı, Yürüyorum Düş Bahçelerinde

BABAANNE OLMAK İSTİYOR

Yıllarca bitmek bilmeyen enerjisiyle etrafına neşe saçan Sezen Aksu, son dönemlerde evine kapandı. Babaanne olmak istediğini söyleyen 56 yaşındaki şarkıcı “Mithat Can’ın bir aşk bebeği olsun, ona ben bakarım” dedi.

SEZEN’İN HER ŞEYİ

Sezen Aksu 1981 yılında Sinan Özer ile evlendiği sırada Mithat Can’a 4.5 aylık hamileydi. Oğlunu dünyayı getiren Sezen Aksu 2 yıl sonra boşandı. Oğluna çok düşkün olan Minik Serçe ona olan sevgisini de şu sözlerle anlatmıştı: “Benim oğlumu sevdiğim kadar, beni seven olmadı.”

Türk malı değil İngiliz malı

08 Eylül 2010 Yazan  
Kategori KADIN

RTÜK’ün hedef tahtasına koyduğu Türk Malı dizisinin oyuncusu Şafak Sezer İtalyan işi pahalı oyuncağından caydı.

Türk Malı’nın Erman Kuzu’su Şafak Sezer, 340 bin TL’ye satın aldığı Maserati otomobilini satıp eski model Jaguar aldı.

7 lüks otomobili bulunan Cem Yılmaz ile 4 lüks araca sahip olan Şahan Gökbakar’a özenen Sezer, araba sevdasından çabuk vazgeçti.

Posta gazetesinin haberine göre; TV ve sinemadan çok kazanmasına rağmen küçülmeye karar veren Şafak Sezer, daha mütevazı bir hayat yaşayacak.

Tatlıtuğ’u çıldırtan kıskançlık

08 Eylül 2010 Yazan  
Kategori KADIN

yuncu Kıvanç Tatlıtuğ’un, sevgilisi İdil Fırat’la mutluluğu da kısa sürdü. Vatan gazetesinde yer alan habere göre; 7 aydır süren ilişkiye İdil Fırat’ın kıskançlıkları ve aşırı ilgisi gölge düşürdü.

Sonunda pes eden Tatlıtuğ beraberliğine nokta koydu. Birbirlerini aileleriyle tanıştıran ve evlilik hazırlıkları yapan çiftin ayrılık haberi yakın dostları arasında da şok etkisi yarattı. Çok üzgün olduğu öğrenilen İdil Fırat’ın sevgilisi Kıvanç’ı bu kararından vazgeçirmek için araya onun yakın dostları Kıvanç Kasabalı ve Sedef Avcı’yı soktuğu öne sürüldü.

ANNE VE BABASIYLA TANIŞMIŞTI

Hala barışma umudu taşıyan İdil Fırat’ın ayrılılık haberini 1 hafta önce Sedef Avcı ile birlikte gittiği Tarkan konserinde de gizlediği ortaya çıktı. Fırat, gazetecilerin ‘Sevgiliniz nerede?’ sorusuna ‘Kıvançlar evde erkek erkeğe takılıyor” diye cevap vererek gerçeği sakladı. Meltem Cumbul ile ilişkisini de yine kıskançlıklar yüzünden bitiren Kıvanç Tatlıtuğ, Sezen Aksu’nun eski sevgilisi işadamı Önder Fırat’ın kızı İdil Fırat’la mart ayında objektiflere yakalanmıştı. Sevgilisinin babası Önder Fırat’ın tüm karşı gelmelerine rağmen aşkından vazgeçmeyen Tatlıtuğ İdil Fırat’ı kendi anne ve babasıyla da tanıştırmıştı.

Pratik Bilgiler

29 Ağustos 2010 Yazan  
Kategori KADIN

Kapılarınız veya çekmeceleriniz bir müddet sonra itsenizde çeksenizde kapanmaları zorlaşır: Kapınızın,çekmecenizin sürten kısmına vazelin sürün.

Baş ağrısı için: Kahve çekirdeğine limon suyu sıkın yavaş yavaş yiyin.(Birkaç tane)

Mantar kapaklı şişeleri yatık vaziyette saklamalısınız.

Sarap şiselerinin mantarını tekrar şişeye geçirmek için: Mantarı kaynar suyun içine atın.

içkilere güzel tat ve görüntü vermek için: Buzu dondururken buz kabının içine kiraz, nane yaprağı, yeşil zeytin vs. koyup dondurun.

Buz dondururken: Suyu kaynatın, soğuyunca buz kalıplarına koyup dondurun. Buzlar daha canlı kristal gibi görünür.Kaynamış suda oksijen azalır. Buda buzun mat görünmemesini sağlar.

Dislerinizi doğal temizleyin: Çileği ezin diş fırçanızın üzerine koyun diş etlerinize kompres yapın. Sonra dişlerinizi fırçalayın.

Küçük yanıklar için:Temiz bir süngeri hafifçe ıslatın buzdolabınızın derin dondurucu bölümüne koyun.Yanmış yerin üzerine hafif hafif kompres yapın.

Ağız kokusu için: Kahve çekirdeği çiğneyin.

Arı, sivri sinek sokmalarına karşı: Kesme şekeri hafif ıslatın sokulan kısmın üzerine hafifçe bastırın zehiri alır ve kaşınmayı şişmeyi önler.

Fermuarlar sıkışırsa: Kurşun kalemle fermuar dişlerinin üzerini karalayın.

Gözlük camları: Gliserin ile silerseniz buğulanmadığını göreceksiniz.

Ayakkabılarınız ayağınızı sıkıyorsa:Bir bardak saf alkolü ayakkabınızın içine dökün.İyice derisine yedirin ve giyin.Derisi ayağınıza göre açılacaktır.

Cam sil ile deri ayakkabılarınızı silmeyi hiç denedinizmi

Çicekleriniz için: Haşladığınız yumurtanın suyunu saksıya dökün.

Gülleriniz boyunlarını bükerse: İlk önce sıcak suya sonra soğuk suya batırın.

Saksı çiçekleriniz için : Sigara küllerini saksınıza koyarsanız yapraklardaki kurt böcek vs. yokedersiniz.

Kapılarınızı vs. cila yaparken :Cila olmamasını istediğiniz yerlere vazelin sürün buralara cila taşarsa bile kuruyunca çok kolay çıkarabilirsiniz.

Akü Başları oksitlenirse : Cola sürerseniz oksitlenmeyi önlersiniz

iskambil kağıtlarını : Kolonya ile silip yumuşak bir bezle kurulayın.

Fareleri kaçırmak için : Nane yağını bir karton parçasının üzerine sürün farelerin geldiği yere koyun.

Boya fırçaları sertleşmiş ise : Kaynamış sirkeli suda bekletin yumuşadığını göreceksiniz.

Elinize uhu yapıştırıcı bulaşırsa : Asetonla silin

Mangal ızgaranızı temizlemek zordur : Ilıkken cam sille temizleyin veya ılıkken nemli gazete kağıdına sarın birmüddet sonra sertleşmis artıkların yumuşadığını göreceksiniz.

Boya kokusunu gidermek için : İki büyük baş soğanı soyup ikiye bölün suyun içine atın bunuda kokulu odaya koyun.

Cam kırıklarını : Temizlersiniz fakat kıymıkları göremessiniz bunuda temizlemek için ıslak pamuk imdadınıza yetişir.

Ağzı dar şişe kavanoz temizlemek için : Biraz deterjan biraz su bir kasık pirinç çalkalayın

Balıklı tava kokusu : Tavayı limonla bir güzel ovalayın ve yıkayın.

Kesik Limonu nasıl saklarsınız : Küçük bir tabağa toz şeker serpin, kesik tarafı şekerin üzerine gelecek şekilde koyun iki hafta limon kurumadan saklanır.

Ampülün üzerine biraz parfümünüzden sıkınız yakıldığında mis gibi kokar odanız.

Patates haşlarken : Haşlama suyunun içine bir kaşık margarin koyun patateslerin vitaminlerini kaybetmemiş olursunuz.patatesler daha çabuk pişerler aynı zamanda.

GıDaLaR

Karideslerin haşlanırken çıkarttığı pis kokulardan kurtulmak için: Karideslerin baş kısımlarını haşlamadan önce koparıp atın ve bir dilim limon ile kaynatın.

Soyulmuş patateslerinkararmadan saklanabilmesi için: Saklanacak kabın içine su, bir tutam tuz koyun. Buzdolabında saklayın gerektiği zaman suyla yıkayıp kullanın.

Pastaların daha gevrek olması için:(tatlı,tuzlu farketmez): Hamurun içine bir çay kaşığı tuz atın.

Dereotonu saklamak için:Temiz bir havluya kaplayacak şekilde sarın,bu şekilde naylon torbaya koyup buzdolabına saklamayabırakabilirsiniz.

Tazeliği gitmiş pörsümüş yeşillikleri canlandırmak için: İki kaşık limon suyu karıştırılmış buzlu su dolu kabın içine koyun 1saat buz dolabında bekletin.

Yeşil sebzelere renk veren, klorofil maddesidir. Pişirdiğinizde sebzelerin bu yeşil rengi daha az kaybetmeleri için, önce bol buzlu suda bekleterek, klorofilin sabitleşmesini sağlayın.

Soğanları kızartmadan üzerlerine biraz un serperseniz, kavururken kararmazlar.

Börek üzerinin kızarması için üzerine yumurta sürülür, evde yumurta kalmamışsa, biraz yoğurdu bir yemek kaşığı yağla karıştırıp sürün, güzel bir renk olduğunu göreceksiniz.

Domatesin kabuklarını kolay soymak için: bıçağın sırtıyla domateslerin kabuklarını soyacağınız yönün tersine sürtün ve daha sonra soyun ya da domatesleri kaynar suda 1 dakika bekletin.

Patlıcanların acısını almak için: patlıcanları soyduktan sonra tuzlu suda bir müddet bekletin. Sarı su çıktıktan sonra, patlıcanları sıkarak sudan alın.

Yeşil salata ve marulun yapraklarını yıkadıktan sonra bıçakla keserek doğramak yerine, elinizle koparın. Böylece vitamin kaybını önlemiş olursunuz.

Reçel yapacağınız meyvaları iyice yıkayıp kurulamalısınız. Karıştırırken mutlaka tahta kaşık kullanmalısınız. Şekerlenmeyi önlemek için limon tozu yerine, limon suyu kullanın. Kavanozlara koyduğunuzda iyice soğumadan ve üzerindeki hava kabarcıklarını kağıt havlu ile almadan kavonozun ağzını kapatmayın. Reçellerinizi serin ve karanlık yerde saklayın.

Çikolata sosu hazırlarken içine koyacağınız bir tutam tuz, çikolata sosunun kokusunu daha da belirgin kılar. Çikolata sosun içine biraz kahve eklediğinizde, tadının çok değişik olduğunu göreceksiniz.

Katı haşlanan yumurtaları kolayca soymak için, kaynar sudan çıkardıktan sonra hemen soğuk suya tutun ve bir süre soğuk suda bekletin. Su kabuğun gözeneklerinden girerek soymayı kolaylaştırır.

Mantar sote pişirirken, tencerenin kapağını açık bırakırsanız, hem mantarların su koyuvermesini hem de kararmasını önlersiniz.

Pişirip sakladığınız yumurtaları , çiğ yumurtalarla aynı yere koyuyorsanız, bunları ayırmanın en kolay yolu çiğ yumurtalar döndürdüğünüzde kolaylıkla dönmezken, pişmiş yumurtalar kendi ekseni etrafında rahatlıkla dönerler.

Tavuk eti çabuk bozulan gıdalardandır. Son kullanıcı olan müşteriye ulaşıncaya kadar hijyenik ortamlarda saklanması bir zorunluluktur. Denetim altında kesildikten sonra bakteri üretimine yol açmaması için +40 C de saklanmalıdır. Tavuk eti müşteri tarafından satın alındıktan sonra buzdolabında en fazla 1 gün bekletilip tüketilmelidir. Derhal tüketilmeyecek ise, temizledikten sonra tavuk plastik folyoya sarılarak derin dondurucuda bekletilebilir. Bu şekilde dondurulmuş etler’de 3 ay kadar saklanabilir. Ayrıca, tavuk eti tahta et tahtası üzerinde kesilmemelidir. Siyah etten farklı olarak mikro organizmalara karşı daha dayanıksız olan tavuk etinin mermer veya plastik üzerinde kesilmesi gerekir.

Yoğurttan daha fazla yararlanmak için suyunun atılmaması gerekir. Yoğurdun tüm vitamin ve mineralleri bu suda bulunmaktadır. Ayrıca, bu su yemeklere ekşi bir tat kazandırmak istenildiğinde de kullanılabilir.

Satın alınıp buzdolabında saklanan yeşil sebzeler bir süre sonra canlılıklarının yitirirler. Tekrar canlı hale getirmek için ise, yıkanıp 10*15 dk. kadar 2 litrelik suya katılmış 1 yemek kaşığı limon suyunda bekletilmesi yeterli olacaktır.

Ekmeğiniz durup dururken dolabında küfleniyorsa, ekmek kutusunu 15 günde bir sirkeli suyla silmek yeterlidir.

Evinizde mayonez yaparken: Zeytinyağ yerine susam yağı kullanın. Mayoneziniz daha uzun zaman bozulnadığını göraceksiniz.

Yeşil salatalık malzemelerinizi elinizle koparırsanız vitaminlerini öldürmezsiniz.

Balık çorbası yaparken: Suyunun daha lezzetli olması için balıkları en*az 45*60 dakika kaynatın.Baş ve kuyruk kısımlarının en lezzetli yerleri olduğunu unutmayın.

Karnabahar pişirirken eve yayılan kokudan kurtulmak için: pişirme suyuna bir parça tuz ve iki kaşık sirke ilave edip, suyun üzerinde köpük oluşumunu bekledikten sonra, içine sebzeleri atmayı deneyin. Evi saran kötü kokudan eser kalmadığını göreceksiniz.

Mutfağınıza sinmiş kızartma kokusunu yok etmek için: ızgaranın üzerine defne yaprağı, ada çayı yaprağı ve kekik yaprağı koyun.

Yemeğinizin içine şarap yerine koyabileceğiniz karışım: 1/3 üzüm sirkesi, 2/3 su, 1 küp şeker; bunları iyice karıştırın ve yemeğinizde kullanın. Sonuç mükemmel olacak.

Sosislerin patlamasını önlemek için: fırın ya da ızgaraya koymadan önce soğuk süte batırmanız yeterli olacaktır.

Meyvelerin arasına serpiştireceğiniz herhangi bir türden yapraklar onları uzun süre taze tutacaktır.

Nane, adaçayı ve çekilmiş cevizin pek çok yemekte kullandığınız beşamel sosa çok hoş lezzet kattığını biliyor muydunuz ? Fakat bu aromalı otları, sos pişip ateşin söndürülmesine yakın tencerenin içine ilave etmeye dikkat edin.

Bayat ekmeği ince ince dilimleyin üzerine az miktarda süt serpin ve kızgın yağda bir yüzünü kızartın. Ters çevirip üzerine domates ve taze kaşar peyniri koyun. Peynirler erimeye başlayınca üzerlerine kekik ve karabiber serpip sıcak sıcak servis yapın.

Sıkılmadan önce bir süre soğuk suda bekletilen portakalların daha fazla verdiklerini biliyor muydunuz ?

Et ya da balık yaptığınızda yemeğinizin suyunun daha lezzetli olmasını istiyorsanız birkaç damla 95ºC’lik alkol serpiştirin. Tadı damağınızda kalcak.

Tavuk etinizin daha yumuşak, daha güzel kokulu ve daha lezzetli olması için pişirmeden önce tavuğu yarım limon ile iyice ovalayın ve sonra tavuğun üzerine ve içine rendelenmiş limon kabuğu koyun.

Kış aylarında hepimizin vazgeçilmez içeceği C vitamini deposu portakal suyudur. Eğer portakalları sıkmadan önce yarım saat soğuk suda bekletirseniz sıktığınızda daha çok portakal suyu elde edersiniz.

Sarımsakların daha çabuk ezilmesi için cam bir kavanozda ve buzdolabında saklamanız yeterli olacaktır.

Patlıcan kabuklarını soyduktan sonra içine sirke ve çok az zeytinyağı konmuş suda bir süre haşlayın. Daha sonra istediğiniz küçüklükte dilimleyin ve pilav yaparken içine karıştırın. Göreceksiniz pilavınız çok leziz olacak.

Fırınınıza sinmiş kötü yemek kokularını temizleyip yerine güzel kokular bıraksın diye satın aldığımız o pahalı ürünler istediğiniz gibi ferah bir koku bırakmıyorsa, size daha pratik ve ucuz bir önerimiz var. Yemek yapmadan önce fırınınızın ortasına yarısı sirke yarısı su ile doldurulmuş bir tava koyun. Fırınınızı birkaç dakika için ısıtın. Daha sonra soğumaya bırakın. Fırınınız umduğunuzdan da güzel kokacak.

Eskilerin yöntemleri her zaman en iyi, en doğrudur. Bisküvilerin ve kurabiyelerin taze kalması için, teneke bir kaba koyun ve yanına bir avuç pirinç bırakın; bayatlama sorunu ortadan kalkacaktır.

Elmanın faydaları bitmez. Lahana yemeği yaptıktan sonra evinize sinen ve pencereleri açsanız da çıkarmayı başaramadığınız lahana kokusundan kurtulmak artık çok kolay. Bir elmanın kabuğunu soyup lahanın pişme suyuna ekleyin. Hem koku çabucak yok olacak, hem de lahanın hazmı daha kolay olacak.

Kadın Hastalıkları

29 Ağustos 2010 Yazan  
Kategori KADIN

Sıklığı: İnsanlarda virüslerin sebep olduğu en sık rastlanan hastalık herhalde Soğuk Algınlığıdır. Çok değişken olmakla birlikte genç bir kişi senede ortlama iki ya da üç kez Soğuk Algınlığına yakalanır. Özellikle çocuklarda ve gençlerde burunda virüs iltihabı sık görülür.

Yol açan etkenler:

İklim, Çevre, Sıcaklık, Nem

Üşüme, Bağışıklık durumu

Beslenme ve vitamin Eksikliği

Yorgunluk

Burun tıkanıklığı

Kronik İnfeksiyon Odağı

Burun salgılarının asitlik derecesi

Genel Hastalıklar: Böbrek, karaciğer ve kan hastalıkları, şeker hastalığı ve verem soğuk algınlığına direnci düşürür.

Virüsler

Toplumda soğuk algınlığına sebep olan virüsler çok yaygındır ve sayıları 200’den fazladır. Rinovirüs (Rhinovirus) ve Koronavirüs (Coronavirus) en sık rastlanır. Kişilerin direnci düştüğü zaman veya çok yoğun ve bulaşıcı virüslere maruz kalındığı zaman enfeksiyon ortaya çıkar. Üşümek vucut direncini düşürdüğü için soğuk algınlığına zemin hazırlar. Rinovirüslerin kuluçka süresi 1-3 gün arasındadır. Soğuk algınlığını çoğu kez bakteri enfeksiyonu takip eder.

Yayılması

Damlacık ve toz: Konuşurken, hapşururken ve öksürürken çok miktarda hastalıklı damlacık 180 cm uzağa kadar yayılır. Bir hapşırmada 20 000 kadar damlacık etrafa saçılır ve yere konar.

Damlacık parçaları: damlacikların bir kısmı yere inerken buharlaşır, küçülür, hafifler ve iki gün kadar havada uçabilir. Bu damlacık parçaları virüsleri rahatlıkla taşıyabilir fakat bakterileri taşıyamaz.

Temas: Virüsler elleme, öpme ve yiyecekler yoluyla da yayılabilir.

Klinik Özellikler

Soğuk algınlığının başlangıcıyla bitişi arasında dört dönem belirgindir.

dönem birkaç saat sürer. Burun hava yolu açıktır fakat virüslerin giriş noktasında kaşıntı, tahriş, kuruma ve yanma hissi olur.

dönemde virüsler burun iç yüzeyine ve lenf sistemine yayılır. Bu işlem birkaç saat veya gün sürer. Virüslerin ilk girdiği yer iyileşirken daha sonraları yayılmış olduğu bölgelerde hastalık devam eder. Boğaz kurur ve yutkunurken ağrır. Aksırma, sulu burun akıntısı ve burun tıkanıklığı ortaya çıkar. Burun içi ve boğaz şiş ve kırmızı görünümdedir. Halsizlik, kırgınlık ve ateş bu dönemde ortaya çıkar.

dönemin başladığı üçüncü günde fırsatçı bakterilerin sebep olduğu enfeksiyonlar belirgin olur. Burun içinin rengi koyulaşır, sulu burun akıntısının miktarı azalır, kıvamı artar, yapışkan beyaz bazen yeşilimsi bir hal alır. Tıkanıklık ve bitkinlik bu dönemde en çoktur. Bu dönemdeki akıntı, içeriğindeki maddeler nedeniyle mendili kuruyunca sertleştirir.

dönemde şikayetler ve bulgular azalır, 5-10 gün sonra iyileşme gerçekleşir.

Soğuk Algınlığının Yol açtığı Hastalıklar

Burunda her zaman var olan fakat çoğalamadığı için etkisiz kalan bakteriler, virüslerin zayıflattığı ortamda hızla çoğalırlar ve çeşitli hastalıkları ortaya çıkarırlar

1. Rinofarenjit, Farenjit
2. Sinüzit
3. Akut orta kulak iltihabı
4. Boyun lenf nodülleri iltihabı
5. Bademcik iltihabı
6. Alt solunum yolu hastalıkları

a. laringotrakeit
b. bronşit
c. pnömoni
d. astım

7. Bebeklerde gastroenterit
8. Allerjik

a. nefrit (böbrek iltihabı)
b. romatizma
Tanı
Burun iltihabının diğer sebeplerinin elenmesinden sonra tanı konur.

Korunma
Elleri sık sık sabunla yıkamak virüsleri uzaklaştıracağı içiç en etkili korunma yöntemiidir.

Parmakla burnu ve arkasından gözü kurcalamamak, en azından göze yayılmayı önler.

Spor yapmak, dengeli beslenmek, hijyen kurallarına dikkatle uymak yoluyla genel vucut direncini yükseltmek.

Çocuklarda adenoidektomi (geniz etinin alınması) gerekli olabilir.

Tedavi
Virüslerin türlerinin çokluğu yüzünden aşı geliştirilememektedir. Hastalanan kişilerin durumunun çok farklı olması nedeniyle tedavi her hasta için düzenlenmelidir.
Genel tedavi prensipleri:

Tam İstirahat: Genel ve lokal en iyi şartlar sağlanmaya çalışılmalıdır. 18-200C sıcaklık ve %45 nisbi (relatif) nemli odada yatak istirahati idealdir.

Sıcak banyo, sicak sade su veya mentollü su buharı ile buğu uygulamak

Ağrı kesici-ateş düşürücü ilaçlar ( aspirin gibi)

Bol sıvı içmek

Antihistaminik içeren ilaçlar yalnızca allerjik bünyeli hastalarda kullanılmalıdır.

Burun açıcı damlalar: İyileşmeye zarardan başka katkıları olmaz. Çocukların uyuyabilmesi ve bebeklerin süt emebilmesi için burun havayolunun açılması şart olduğunda geçici olarak kullanılabilir.

Antibiyotiklerin soğuk algınlığına etkisi yoktur fakat soğuk algınlığının yol açtığı diğer hastalıklar ortaya çıkmışsa tam doz uygulanmalıdır.

Hamilelik

29 Ağustos 2010 Yazan  
Kategori KADIN

Bir çiftin yaşamında alabileceği en önemli kararlardan biri belkide en önemlisi bebek sahibi olmaya karar vermektir. Daha önceki jenerasyonlarla mukayese edildiğinde günümüzde, çocuk sahibi olup olmamaya karar vermek daha çok kontrolümüzdedir. 1990 lı yıllarda kadınların çoğunluğu ileri yaşlarda bebek sahibi olmayı tercih ediyorlar. Bir kadının en verimli dönemi 20 li yaşlarının ilk yılları dır. 35 yaşından sonra ise doğurganlık özelliği giderek azalmaya

Öyle yada böyle, 20 li,30 lu hatta 40 lı yaşlardasınız bebek sahibi olmaya karar verdiğinizde şansınızı artıracak pek çok şey artık size bağlı. Bütün mesele karar vermede çünkü her şeyi dikkate alarak karar verdiğinizde zamanlamayı doğru yaptınız demektir.Hamile kalma şansınız, hem sizin hem eşinizin genel sağlık durumu ve yaşam biçiminize bağlıdır. Vücudunuzu hazırlamanız ve şansınızı artırmanız için ise almanız gereken bazı önlemler vardır.Sigarayı bırakın ve alkollü içki kullanmayı azaltın
Çok sigara içmek hamilelik şansınızı üçte bire indirir; hamilelikte düşük ve kanama riskini artırır. Alkol de doğurganlığınızın düşmesine neden olur; bu yüzden, hamile kalmak istiyorsanız, kendinizi günde bir kadeh şarapla sınırlamalısınız.Genel sağlığınız için dengeli beslenme büyük önem taşır. Beslenme rejiminizde mutlaka bol taze meyve ve sebzeye, esmer ekmeğe, makarna, pirinç, baklagiller, yağsız süt ve süt ürünleri, balık ve beyaz etlere yer vermelisiniz. Yağ ve şeker tüketiminizi azaltmalısınız.

Gerilim ve endişeden kurtulun
erilimden kurtulmak doğurganlığınızı artıracak; yaşama zevkinizi ve cinsel arzunuzu gelitirecektir. Psikolojik baskılar, kadının da erkeğin de cinsel verimliliğini düşürür. Kadınlarda ovülasyonu engellerken erkeklerde sperm üretimini azaltır, erken boşalma ve iktidarsızlığa yol açar.

Takviye ilaç alın
Doktorlar hamileliğin 12. haftasına kadar günde 0.4 mg folik asit almanın bebeğin omurga ve omurilik sorunlarıyla doğma riskini % 70 oranında düşüreceğini söylüyorlar. Eczanelerden satın alınabileceği gibi, folik asit bolca yeşil, lifli sebzelerde ve tahıl ürünlerinde bulunur.

Doğum kontrolüne son verin
Şayet doğum kontrolü olarak hap kullanıyor idiyseniz, kullanmayı bıraktıktan sonra tam bir adet döneminin geçmesini yani hormon yapınızın eski haline dönmesini beklemek özellikle doğumun gerçekleşeceği tarihi belirlemek açısından son derece önemlidir.

Hamilelikte psikolojik değişiklikler
Ruhsal olarak sağlıklı kadınlar hamileliği, kendilerinigerçekleştirme, temel bir ihtiyacı tatmin etme, dişilik hakkında kendileriyle ilgili şüphelerini azaltan ve kadın kimliklerini tam olarak yaşamalarını sağlayan bir üretme eylemi olarak algılarlar. Hamilelikte duygusal değişime neden olan etkenler şu şekilde sıralanabilir:

HAMILELIK & EGZERSIZ
Hamilelikte Egzersizin Yararı :
·Egzersiz Sırasında Dikkat Edilecek Noktalar..
·Karın ve Sırt Kaslarını Geliştiren Hareketler..
·Boyun ve Omuz Kasları…
·Dolaşımı Kolaylaştıran Hareketler..
·Ayakta, Dik Durma Şekli..
·Toplum olarak zora gelmeyi pek sevmeyiz. Yan gelip yatmak, miskinlik etmek, ah ile vah ile zaman geçirmek ulusal eğilimimizdir. Egzersiz yapmak ise disiplin ister, biraz fedakarlık ister.
Hele hamilelikde egzersiz yapmak… “Aman ha… Çocuğun düşer, erken doğum olur, bebeğine kordon dolanır.”
Bu kocakarı inanışları modern hamilelik bakımının ayrılmaz parçası olan egzersizin toplumda yaygınlaşmasının önünde ayrı bir engel oluşturmaktadır.

Hamilelikte egzersizin yararı nedir?
·Hamilelikte vücutta oluşan önemli değişiklikler nelerdir?

·Yapılacak egzersizler hangi amaçlara yönelik olmalıdır?
·Günlük harekette dikkat edilecek davranışlar nelerdir?
·Dinlenme ve gevşeme nasıl yapılır?Gelin kısaca bu konulara göz atalım..

Hamilelikte Egzersizin Yararı :
Hamilelikte egzersiz günlük yaşamın ayrılmaz bir parçası olmalıdır. Egzersiz düzenli yapıldığı takdirde vücudu hamileliğin bazı olumsuz etkilerinden korur. Daha da önemlisi zihinsel ve psikolojik olarak rahatlık sağlar.
Kilo arttıkça, karın büyüdükçe ve şiştikçe Anne kendini ağır, hantal, cazibesiz ve sıkıntılı hisseder. Hareketliliğini kaybeder, iki büklüm ya da kambur gezmeye başlar.Özgüvenini kaybeder.
Egzersiz önemli bir psikolojik destek aracıdır.
4. aydan başlayarak lohusalık sonuna kadar zorlanmadan düzenli olarak yapılan egzersizler fizik gücü önemli derecede arttırır.
Egzersiz yapan hamile kendini çok daha iyi hisseder. Çocuğuna çok daha umutlu ve olumlu yaklaşır. Hamileliğini stressiz geçiren Annelerın bebekleri yaşantılarında psikolojik yönden daha sağlam olmaktadırlar.
Düzenli egzersiz ve diyet çok daha rahat ve sağlıklı hamilelik geçirilmesini sağlar.
Hamilelikte ve lohusalıkta yapılan egzersiz Anne’nın kendine güvenini destekler.

Hamilelikte vücutta oluşan önemli değişiklikler.
·Hamilelik ilerledikçe sırttaki kemik zincire, karın duvarı kaslarına ve karın içi organların ve kadın üreme organlarının yerinde kalmasını sağlayan pelvik taban dediğimiz kaslara yük binmeye başlar. Bu bölgeler zorlanır.
·Ayrıca hamilelikte salgılanan hormonlar tüm dokuları gevşetir, yumuşatır. Destek sağlayan dokuların gücü azalır.
·Kas ve kirişlerinin esnekliği artar.
·Kalça ve diz eklemlerinin taşıma gücü azalır.
·Sırt kasları kısaldığı için sırt ağrıları ve yorgunluk ortaya çıkar.
·Memeler büyüdüğü için göğüs kasları kısalır, omuz arası ağrılar ortaya çıkar.

Egzersiz Sırasında Dikkat Edilecek Noktalar…
Hareketler yavaş olmalıdır. Ani hareketlerden kaçınılmalıdır. Hareketler bilinçli yapılmalı, hangi hareketin ne işe yaradığı bilinmelidir. Hiç bir zaman zorlanmamalıdır.
Yorulana kadar yapılmalı, yoruldukça dinlenilmelidir.

Hareketlerin Amaçları…
a) Gerilmiş ve sarkmış sırt, karın, ve boyun kaslarının yeniden elastikiyet kazanmasını sağlar.
·b) Kısalmış bel ve göğüs kaslarını gerdirir.
·c) Diz, kalça, pelvis, ve omuz eklemlerindeki gerginliği azaltır.
·d) Göğüs kaslarını güçlendirerek memeleri destekler.
·e) Duruş şeklini düzeltir, akciğer kapasitesini arttırır. Tek bir solumada vücudunuza daha çok hava girer.

Hareketlerin Yapılma Sıklığı..
Günde iki kez (sabah ve akşam), her hareket 3-4 kez yapılarak başlanır. 10 sefere dek çıkartılır.·Hareketler dinlenme ve gevşemelerle yapılır.·Sırt üstü ya da yan yatar pozisyonlar tercih edilmelidir.Hareketleri zaman içinde oturarak ve ayakta tekrar edilmesi yararlıdır.

Egzersizlerin Yapılma Sırası..
Egzersizlere hafif hareketlerle başlanır. Kol çevirme, omuz ve boyun çevirme, gövde bükülmesi gibi hafif hareketler yapılır.
Hareketler müzik eşliğinde yapılmalıdır. Solunum egzersizler sırasında ritmik olarak alınmalı ve verilmelidir.

Karın ve Sırt Kaslarını Geliştiren Hareketler…
En önemlisi Pelvik tilt dediğimiz harekettir. Sırt üstü yere yatın, dizleri bükün ayak tabanlarını birbirinden 40 cm açık olarak yere koyun.Abdominal Toner.. Pelvik tilt pozisyonunu alın. Soluk verirken kalçayı kaldırın. Kafayı hafifçe kaldırın. Elleri dize doğru yaklaştırın. 4 saniye durun. Bu sırada normal soluk alın. Karın kasları ayrıksa elleri ileri uzatmayın. Karnınızı sıkıca kucaklayın. Ters taraftaki kası böylece orta hatta yaklaştırmış olursunuz.Oblik Abdominal… Aynı pozisyonda nefes verirken el ve baş beraber kaldırılır. Her iki el sol dize doğru götürülür. 4 saniye beklenir. Nefes verilerek gevşenir. Aynı hareketi sağ dize doğru tekrar edin.Kalça, Diz ve Bilek hareketleri… Pelvik tilt pozisyonunu alın.. Nefes alıp verin. Dinlenin. Soluk verirken sağ dizi çeneye doğru yaklaştırın, sonra tavana doğru soluk verirken kaldırın, 4 saniye tutun. Bu sırada ayak bacağa doğru yaklaşmış olacak. Soluk verirken yavaşça yere doğru indirin ve bükerek başlangıç pozisyonunu alın.

Boyun ve Omuz Kasları..
·Bağdaş kurup oturun.
·Boynunuzu dairesel olarak çevirin. Sonra omuzu sırasıyla kulağa, geriye, öne oynatın.
·Parmak uçlarınızı omuzlarınıza koyun. Dirseklere dairesel hareketler yaptırın.
·Sırt dik, çene yere paralel olacak.
·Bu hareketler sırt ve omuzdaki kasları gevşetir.

Sırtın Üst ve Karın Yan Kasları…
·Bağdaş kurarak oturun.. Dirsekler yanda ve bükük, parmak uçları omuzda.
·Soluk alırken sağ el yukarı dik kaldırılır. Gerdirilir.
·Gövde dik tutulur. Göğüs kafesi ve sırt gerdirilir. Bu pozisyon korunmalıdır. Hafifçe soluk verirken kolu başlama pozisyonuna getirin.
·Sol kol ile hareketi tekrar edin.
·Her iki kol ile tekrar edin
.·Zamanla gövdeyi dik tutarken sağ kol gergin vaziyette sola doğru eğilinir.
·Ters tarafa doğru tekrar edilir.Bu egzersizler akciğer kapasitesini çok arttırır. Göğüs kafesi ve sırtın üst kısımları gerilir. Karnın yan kısımları gerilir, güçlenir. Doğum sonrası iyileşme kolaylaşır.
·Göğüs hizasında kamburluklar düzelir.

Göğüs ve Memenin Desteklenmesi..
Artan meme ağırlığı için ek destek gereklidir. Göğüs kasları güçlendirilmelidir.
·Oturma pozisyonunda önkollar (bilek ile dirsek arası) diğer kolun eliyle tututlur. Dirsekler omuz seviyesinde, ellerle dirseklere doğru baskı yapılır. Gömlek kolunu itiyormuş gibi. 4 saniye tutulur. Sonra gevşetilir. Birkaç kez yapılır. Solunum normal olmalıdır.

Baldır ve Dizlerin Güçlendirilmesi…
Oturur pozisyonda ayakları uzatın ve rahatsız olmayacak kadar açın. Eller ve kolları omuz seviyesine uzatın. Kalçalardan öne doğru yavaşça eğilin. Kolları aynı hizada tutun. Ani hareket yapmayın. 4 saniye durup tekrar eski pozisyonunuza dönün.

Dolaşımı Kolaylaştıran Hareketler..
Ayak bileğindeki şişlikleri azaltmak için ayak parmaklarını yatar pozisyonda uzaklaştırın ve yaklaştırın. 6-8 kez yavaşça yapın. Ayrıca ayak bileğine iki yönlü dairevi hareketler yaptırın. Ayaklar biraz yüksekte olursa daha iyi netice alınır.
Varisleri olanlar, bacak krampları olanlar, oturarak çalışanlar için bu egzersizler çok yararlıdır. Bu durumlarda en az 30 kez tekrar edilmelidir.

El ve Parmaklar Için…
Oturur pozisyonda dirsekler ve eller bükük, masada, eller havada olacak. Yumruk yapıp ileri, geri ve döndürme hareketleri yapın.

Pelvik Taban (Kegel) Egzersizleri..
Normal doğum sırasında ıkınırken bebeğin daha güçlü itilmesini sağlar. Idrar kaçırmayı önler.
Önce idrar sırasında birkaç kez idrarı tutun, birkaç saniye sonra salın. Bu şekilde kasların farkına varırsınız. Ayrıca makat çevresindeki kasları kasarak çıkışı kapatın. Vajenin etrafında bir kas varmış gibi düşünün. Sık sık pratik yapın. Her yerde her pozisyonda yapılabilir. Hiç olmazsa saatte 4 kez yapılmalıdır. Eşinizle ilişkide iken eşinizin cinsel organını sıkmaya çalışarak yine bu kasları tanır ve çalıştırabilirsiniz.
Pelvik kasları asansör gibi farzedip çok yavaş ve konsantre olmuş bir şekilde, kademe kademe yükseltmeye çalışın. Sonra yine yavaş yavaş gevşetmeye ve itmeye çalışın. Her seferinde daha çok ilerleterek ve daha çok tutularak yapmaya çalışın.
Doğumdan sonra da bu hareketler yapılmalıdır. Doğum sonrası sarkmalarından korunma da ve ağrıların azalmasında çok yararlı bir harekettir..

Pelvik Taban Için Diğer Bir Egzersiz…
Sırtüstü yere yatın. Bacakları düz uzatın. Bilekler üzerinden çaprazlayın. Kalça etlerinizi sıkın ve bırakmayın. Kalçalar kasılı iken bacakları birbirine doğru sıkıştırın. Aynı anda baldır kaslarınızı kasın. Daha sonra da pelvik taban kaslarınızı kasın. Tüm kasları 5 saniye kasılı tutup bırakın. Günde iki kez 10 sefer yapın.Ayakta, Dik Durma Şekli..
·Büyük bir boy aynanın önüne geçin.
·Ağırlığınızı her iki ayağın merkezine ve orta hatta verin.
·Dizlerinizi hafifçe bükün.
·Karın kaslarınızı hafifçe kasın.
·Kalçaları hafif ileriye doğru alın. Yani geriye çıkıntı yapmasın.
·Göğüsü ileri doğru çıkarın.
·Boyunu dikleştirin.
·Kafanın üstü yere paralel olacaktır. Kafanızın üzerinde bir yük varmış da onu yukarı itmeye çalışıyormuş gibi davranın.
·Sık sık aklınıza geldikçe bu şekilde durmaya kendinizi zorlayın.

Yasak Olan Hareketler..
·Çift olarak bacak kaldırmak
·Mekik
·Köprü
·Akrobatik ve hızlı hareketler
·Çömelme şeklinde oturma..

Epidural Anestezi
Epidural anestezi vücudun belirli bir bölgesindeki ağrı iletimini durduran bölgesel ya da lokal anestezi türlerinden birisidir. Anestezi uzmanı bir doktor tarafından uygulanır. Doğum ağrısını kontrol altına almanın en etkili yöntemi olmakla birlikte sadece bu amaçla kullanılmaz. Sezaryen başta olmak üzere bel seviyesi altında yapılan pekçok ana cerrahi girişim epidural anestezi eşliğinde yapılabilir.

Omuriliği çevreleyen ve dura adı verilen zarın etrafına lokal anestezik madde verilerek ağrı uyarılarının beyine ulaşması engellenir. Eğer bu bölgedeki motor işlevi sağlayan sinirler de etkilenirse tam bir anestezi meydana gelir ve uygulama yapılan bölgenin altında kalan kısımda his ile birlikte hareket kabiliyeti de ortadan kalkar. Kişi bu durumda bacaklarını ne hissedebilir ne de oynatabilir. Bu sezaryen ameliyatlarında uygunanan epidural anestezidir. Oysa doğumda amaç sadece ağrıyı gidermek olduğundan epidural aralığa daha az dozlarda lokal anestezik ile birlikte güçlü ağrı kesiciler de verilir. Bu sayede motor kayıp olmayacağından anne adayı ağrı duymadığı halde dokunmaları hissedebilir ve bacaklarını oynatabilir. Lokal anestezik miktarı çok düşük tutularak anne adayının doğum eylemi sırasında yürüyebilmesi dahi sağlanabilir.

Sipinal anestezi
Anestezik ve ağrı kesici maddelerin dura zarının çevresine değil de zarı geçtikten sonra omuriliği çevreleyen sipinal sıvının içine verilmesidir.

Epidural anestezinin etkisi yaklaşık 15-20 dakika içinde başlar ve uzun süre devem edebilir. Oysa sipinal anestezi hemen etki eder ancak etkisi daha kısa sürelidir. Bu nedenle sezaryen ameliyatarından önce hem epidural hem de sipinal anestezi bir arada yapılır buna kombi ya da kombine anestezi adı verilir.

Epidural anestezi ne zaman ve nasıl yapılır?
Vajinal doğumda rahim kasılmaları düzenli hale geldikten sonra ya da rahim açıklığı 4 santimetreye ulaştığında epidural anestezi yapılabilir. Kasılmalar düzensiz ise ya da erken dönemde takıldığında kasılmaların durmasına neden olabileceğinden bu konuya dikkat edilmelidir.

Anne adayı yan yatar ya da oturur pozisyondayken kateterin takılacağı alan antiseptik solüsyonlar ile temizlendikten sonra steril örtüler ile örtülür. Kateter bel bölgesindeki omurgaların arasından girilerek yerleştirilir. Önce bu bölgedeki cildi uyuşturmak için lokal anestezi yapılır. Ardından ince bir iğne ile iki omurga arasından geçilerek epidural zara ulaşılır. Eğer sipinal anestezi de uygulanacaksa çok ince biriğne ile bu zar da geçilerek subaraknoid boşluğa girilir ve beyin omurilik sıvısının geldiği gözlendikten sonra ilaç verilir.Epiduralde ise iğnenin arkasından çok ince bir kateter (boru, tüp) girilerek uygun mesafeye kadar itilir ve bu kateter dura zarı çevresindeki epidural aralığa yerleştirilir. Daha sonra iğne çıkartılır ve kateterin dışarıda kalan ucu flasterler ile hastanın sırtı boyunca sabitlenir. Dışarıda kalan uçtan enjektör yardımıyla ilaç verilebileceği gibi sürekli belirli dozda ilaç pompalayan otomatik cihazlar da kullanılabilir. Kateter yerleştirildikten sonra ilk önce az miktarda ilaç test dozu olarak verilir. Burada amaç olası bir alerjik ya da aşırı reaksiyonun olup olmayacağını gözlemektir. Bu tür bir reaksiyonun olmadığı gözlendikten sonra tedavi dozu verilir. Vajinal doğumlarda genelde sipinal anestezi uygulanmaz. Bu nedenle kateter yerleştirilip tedavi dozu verildikten 15-20 dakika sonra anne adayı kasılmaları hissetmesine rağmen ağrı duymamaya başlar. Doğum uzadığında ve ilacın etkisi azalıp hasta ağrı duymaya başladığında ek dozlar verilir. Bu şekilde doğum gerçekleştirildikten sonra epizyotomi de ek bir anesteziye gerek kalmadan kolaylıkla dikilebilir.

Vajinal doğumu takiben hemen, sezaryeni takiben ise 24 saat sonra kateter çıkartılarak uygulmaya son verilir. Kateterin çıkartılması sırasında hasta hiçbir rahatsızlık duymaz.

Epidural kateter takılması hasta açısından kolay tolere edilebilir, acısız ve rahat bir uygulamadır. Kateterin epidural boşluğu girdiği anda bacakta elektrik çarpmasına benzer bir his oluşması dışında hastaya ratahsızlık vermez. Epidural anestezi uygulamasında en önemli nokta işlemi yapan anestezi uzmanının tecrübesidir.

Epidural anestezinin avantajları nelerdir?
Doğum ağrılarının giderilmesinde en etkili yoldur.

Genel anesteziye göre komplikasyon riski daha az olduğundan tercih edilmelidir.

Annenin bilinci açık olduğu için sezaryen sırasında doğuma katılabilir, ameliyat devam ederken bebeğini kucağına alabilir.

Uygun zamanda takıldığında normal doğumun ilerlemesini hızlandırır

Epidural anestezinin komplikasyonları ve yan etkileri nelerdir?
Epidural anestezide risk zannedilenin aksine deneyimli uzmanlar tarafından yapıldığında son derece azdır.

En sık görülen yan etki ani tansiyon düşmesidir. Omurilik içinde ağrı ve motor iletimi sağlayan sinirler dışında istemsiz çalışan kasların fonksiyonlarını kontrol eden sinir lifleri de bulunur. Bu liflerin etkilenmesi durumunda kan damarlarında gevşeme ve genişleme meydana gelerek tansiyon düşüklüğü ortaya çıkabilir. Bu ani tansiyon düşmesinin önüne geçmek için işlemden hemen önce damar yolundan yaklaşık 1 litre sıvı hızlı bir şekilde verilerek damar yolunun dolması sağlanırsa sorun yaşanmaz.

Anestezinin yetersiz olması ya da tek taraflı olması. Bu gibi durumlarda kateterin çıkartılarak yeniden takılması gerekebilir.

Dura zarının yırtılıp sıvının dışarı kaçmasına bağlı olarak görülebilen başağrısı. Nadir olarak görülen bu durumda işlemden sonra 1-3 gün içinde şiddetli başağrıları yaşanabilir. Ağrılar dayanılmaz olur ise epidural kateterin yerleştirildiği alana pıhtı yaması yapılabilir. Kullanılan ilaçlara bağlı olarak hafif alerjik bir reaksiyon gelişebilir ve hastada yaygın kaşıntı ortaya çıkabilir.

Anne adayı etkili bir şekilde ıkınamaz ise doğumun ikinci evresi uzayabilir ve vakum ya da forseps uygulanması gerekebilir. Nadiren işlem sonrası idrar yapmada geçici zorluk görülebilir.
Çok nadir olarak enfeksiyon gelişebilir. Felç çok çok nadiren görülen bir komplikasyondur.

Kimlerde epidural anestezi uygulanmaz?
Kanama bozukluğu olması
Antikoagülan tedavi alınması
Uygulama bölgesinde enfeksiyon varlığı
Trombosit düşüklüğü saptanması
Anne adayının uygulamayı reddetmesi
durumlarında epidural anestezi uygulanmaz.

Epidural anestezi hem vajinal hem de sezaryen ile doğumların son derece konforlu ve keyifli geçmesini sağlayan, 25 yıldır yaygın bir şekilde güvenle uygulanan modern bir tıbbi yaklaşımdır. Her anne adayı bu uygulamadan yararlanması için teşvik edilmelidir.

İlk Gece

29 Ağustos 2010 Yazan  
Kategori KADIN

Konunun anlaşılabilirliği açısından gerdek gecesini çağrıştıran “İlk Gece” deyimi yerine “İlk Cinsel İlişki” deyimini kullanmak daha doğru olacaktır. Zira, bu konuda elimizde gerçekçi istatistikler bulunmamasına karşın, kadınlarımızın belli bir yüzdesi, evlenmeden önceki bir dönemde ilk cinsel deneyimlerini yaşamaktadırlar.

İlk Deneyimin Önemi..
Bir kadın için ilk cinsel ilişki deneyimi oldukça önemlidir. Cinsel ilişkiyle ilgili problemler yaşayan çiftlerin tıbbi değerlendirilmelerinde, özellikle kadının uyarılamama, çok geç uyarılma, orgazm olamama, veya çok geç orgazm olma gibi sorunlar yaşadığı durumlarda özgeçmişte sıklıkla travmatik (sorunlu) bir ilk cinsel ilişki deneyimi bulunmaktadır. Bu beklenen bir sonuçtur, zira kadın tarafından bakıldığında ilk deneyim, anatomik bir bariyer olan kızlık zarının aşılma zorunluluğu nedeniyle kanama ve beraberinde çoğu durumda az da olsa ağrının yaşandığı bir durumdur. Netice itibarıyla hazırlıksız, uygun olmayan koşullarda ve özellikle de bu konudaki sorumluluğunu ihmal eden bir erkek ile beraber yaşanan ilk deneyimin kalıcı psikolojik etkiler yaratması imkan dahilindedir.

İlk İlişki Mutlaka Ağrılı Mıdır?
Kızlık zarı kadınların %90′ından fazlasında nispeten ince ve esnek bir mukoza parçası yapısındadır. Kadının kendini tümüyle hazır hissettiği durumlarda, “ön sevişmeyle” bölgede yeterli kayganlık sağlandığında, erkeğin de yumuşak davranması ve zorlayıcı hareketlerden kaçınması durumunda, kadın kızlık zarının yırtılması esnasında ağrı hissetmez, veya az bir ağrı hisseder. Cinsel ilişkiden alınan hazzın ön planda olduğu bir durumda bu kadar düşük şiddette bir ağrı uyaranının beynin üst merkezlerinde bilinçli olarak algılanma ve sonradan “hoş olmayan bir anı” olarak hatırlanma olasılığı düşüktür.

İlk İlişkide Mutlaka Kanama Olur Mu?
İlk cinsel ilişkide kanamanın olmaması, kültürümüzde ve diğer bazı kültürlerde kadının bakire olmadığının bir kanıtı olarak kabul edilmektedir. Bu çok büyük bir yanılgıdır. Her kadının anatomik yapısı birbirinden farklıdır ve kızlık zarı bazı kadınlarda o kadar esnektir ki, penis içeriye girdiğinde, ve özellikle de vajina giriş bölgesi yeterince kayganlaşmışsa kızlık zarı yırtılmadan kalır. Bu duruma her 100 genç kızdan birinde ve belki daha fazlasında rastlanabilir. Bazı kadınlarda da kızlık zarının üzerinde yer alan damar yapıları çok az olduğundan, zar yırtılmasına rağmen gözle görülebilen bir kanama gerçekleşmeyebilir.

Kızlık Zarının Çok Kalın Olması Nedeniyle İlişkinin Gerçekleşememesi Mümkün Olabilir Mi?
Bazı durumlarda ilk cinsel birleşme birinci denemede ve sonraki birkaç denemede gerçekleştirilemeyebilir. Bunun en sık görülen nedeni sanıldığı gibi kızlık zarının kalın olması değildir. En sık görülen neden, genç kadının kendini cinsel ilişkiye hazır hissetmemesidir. Bu durumda kadın kendini gevşetemeyecek, vajinanın girişinde yer alan güçlü kaslar kasılı kalacak ve vajina giriş bölgesinde yeterince kayganlık sağlanamayacağından penisin vajinanın girişinde yer alan kas ve kızlık zarı engelini aşması zor olacaktır. Erkek böyle bir durumda genç kadının canının yandığını hissettiğinde belli bir süre sonra girişimden vazgeçecektir.

Ender görülen bir neden de kızlık zarının gerçekten kalın olmasıdır. Jinekoloji kliniğine “ilk ilişkiyi başaramama” nedeniyle başvuran kadınların bir kısmının özgeçmişinde arka arkaya yapılan ilişki girişimleri sonuçsuz kalmıştır ve muayenesinde de gerçekten kızlık zarı kalındır. Bu durumlarda bazen ufak bir cerrahi müdahale ile kızlık zarının doktor tarafından açılması gerekebilir.

Kızlık Zarı Yırtılmasına Bağlı Oluşan Kanama Ne Kadar Sürer?
Kızlık zarının yırtılması esnasında bazen yırtık kızlık zarından vajinaya doğru genişleyebilir. “Deflorasyon kanaması” (deflorasyon kızlık zarının yırtılması anlamına gelen bir kelimedir) olarak adlandırılan bu durum hemen her zaman ön sevişmenin yetersiz olduğu, kadının kendini yeterince hazır hissetmediği bir zamanda, erkeğin “sert hareketlerle” cinsel ilişki denemesinde bulunmasından kaynaklanır. Çoğu durumda erkek kadının ağrı duymasına duyarsız bir şekilde girişimi sürdürmüş ve “yırtık” olması gerekenden daha büyük olmuştur.

Normalde kızlık zarı bozulduğunda kanama en geç yarım saatte durur. Geniş bir yırtık oluştuğunda ise ya hemen başlayan şiddetli bir kanama, veya ilişki bitmesine rağmen uzun bir süre devam eden bir kanama söz konusudur. Yapılan jinekolojik muayenede yırtığın yeri tespit edildikten sonra lokal anestezi, veya geniş yırtıklarda genel anesteziyle yırtık onarılarak kanama durdurulur.

Görüldüğü gibi tamamen doğal bir olay olması gereken “İlk Gece” bazı durumlarda aynı gece veya takip eden günlerde Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanına başvurulmasını gerektirebilmektedir.

Yapılması Gerekenler..
Kalın kızlık zarı gibi çiftlerin elinde olmayan nedenlere bağlı normaldışı durumlar için erkeğin ve kadının yapabileceği bir şey elbette yoktur.

Başarılı bir “İlk Gece” için kadının yapması gereken, eşine hazır olduğu veya henüz hazır olmadığı mesajını net olarak verebilmesi, ön sevişme aşamasının kontrolünü kendi eline almasıdır. Erkek ise kadının kendisinden farklı olan doğasını kabul etmeli, bir kadının cinsel ilişkiye hazır olmasının erkekten daha uzun sürdüğü gerçeğini göz önünde bulundurmalıdır. Daha sonraki ilişkilerin aynası olabilecek bu ilk ilişkide erkek, kadının gevşemesi ve rahatlaması için elinden geleni yapmalı, sabırlı olmalıdır.
İlk ilişkide erkek aşırı zorlayıcı hareketlerden kaçınmalıdır.

Yaz Makyajı

29 Ağustos 2010 Yazan  
Kategori KADIN

Vamp kadın

Bu tarz makyaj, gizemli, tehlikeli ve şehvetlidir. Karşısındakini baştan çıkarmak ister ancak kendini ağırdan satmayı da ihmal etmez.

Bu modern ve seksi tarz ile hem karşınızdakini şaşırtabilir hem de tüm güçleri elinizde tutabilirsiniz. Bunu başarıp başaramayacağınızdan emin değilseniz şunu bilin ki, vamp bir kadına dönüşmek hiç de zor değil.

Bu makyaj tipinde dudaklara hangi renk ruj sürerseniz sürün mutlaka parlatıcı kullanmalısınız. Böylece cezbedici yüz hatlarınızda gözleriniz de dudaklarınız kadar dikkat çekici olacaktır. Özellikle şeffaf ve simli parlatıcılar bu yılın trendleri arasında. Dudaklar koyu mor ve pembenin yumuşak tonlarında parıltılarla çekici hale getirilirken, gözler dumanlı yeşil ve mavi tonlarıyla gizem saçıyor.

Makyajınızı yaparken dumanlı renklerin gözlere derin bir anlam kattığını unutmayın.

Uzman önerileri
1. adım: Parmağınızla biraz parlatıcı far alıp göz kapaklarınızın üstüne sürün. Ardından henüz hiç far sürülmemiş göz kapaklarınızı bir miktar parlatıcı ile ışıldatın.
2. adım: Teninizin doğal renginden biraz daha koyu bir ton pudra ile yanaklarınızın ortaya çıkmasını sağlayın. Ardından bir iki dokunuş parlatıcı simle yanaklarınza ışıltı katın.
3. adım: Dudaklarınıza ruj sürmeden evvel biraz parlatıcı sürün. Ardından rujunuzu sürüp tekrar parlatıcı ile dudaklarınıza bir dolgunluk ve seksilik katın.

Duygusal temaslar
Bu tarzda, yumuşak renklerle sağlanan masumiyetin ardında, kadınların en büyük silahı, cazibeleri gizli. Fazla iddialı görünmeyi sevmeyen ancak dişiliğinden de ödün vermeyen kadınlar için bu tarz birebir.Bu makyaj tipi, normalde duygusal olduğumuzda vücudumuzda kendiliğinden oluşan taze mandarin, inci beyazı, som ve opal pembe gibi yumuşak renklerden meydana gelip, narin tonları biraraya topluyor. Bu tonlar sayesinde yüzümüz son derece masum ve doğal bir görünüme bürünüyor. İnci nüansları ve biraz parıltı ile yüzünüz doğal fakat farklı ve heyecan uyandırıcı bir görünüm kazanıyor.Tüm kadınların hayali dolgun dudaklara sahip olmaktır. Ancak dudak ne kadar dolgun olursa olsun, doğru makyaj uygulanmadıkça yeterince etkileyici bir görünüm sağlanamaz. Bu nedenle ürünlerinizi çok dikkatli seçmelisiniz. Genellikle önce açık, ardından koyu bir ton ile dudaklarınıza dolgunluk katıp, doğallık sağlayabilirsiniz. Böylece dolgun dudaklarla masum bir çekiciliğiniz olabilir.Siz de seksi ama duygusal bir görünüm istiyorsanız bu yılın sizin için ideal renkleri; açık mandarin, inci beyazı ve opal pembe. Gözlere olabildiğince açık tonlar uygularken, dudaklara pembe ve turuncunun tonlarını kullanmaktan çekinmeyin.

Uzman önerileri
1. adım: Göz kapaklarınıza mandarin tonlarında far sürüp, biraz daha koyu tonlar ile göz kıvrımlarına gölge verin.
2. adım: Işıltılı bir parlaklık, bu renk tonunu güçlendirip kirpikleri ortaya çıkartır. Göz kıvrımlarına biraz sim sürün.
3. adım: Göz kapaklarınızın üstüne inci tonlarında hafif bir far sürüp bu tonu gözlerinize doğru yayın. Hafif gölgeler oluşturmayı unutmayın.
4. adım: Göz kapaklarının ortasına altın simli bir iki dokunuş, gözlere narin ve çekici bir görünüm verecektir.
5. adım: Bu efekti daha da güçlendirmek isterseniz fazla belirgin olmamak kaydıyla sıvı eye liner kullanabilirsiniz.

Hint güneşi
Efsanevi Hint bahar festivalinden ilham alan bu tarz, kısaca parıltılı güneş tonları ve sıcak renkler olarak özetlenebilir. Bu festivalde kadınlar, kışın sona ermesini ve yazla birlikte güneşin gelişini büyük bir sevinçle kutlarlar. Yumuşak, ipekli kumaşlar ve değerli duvaklarla süslenir ve baharı karşılarlar. Bahar festivali renklerin geri dönüşü demek olduğundan, birbirinden renkli boyalarla süslenip, hazırlanırlar.Bu tarz makyajda kullanacağınız renkler yumuşak ve parıltılıdır. Özellikle kırmızı tonları Doğu’nun egzotik havasını ve güneşin sıcaklığını simgeler. Bu renk, insanı büyüler ve baştan çıkarır. Bu yıl bu tonları kullanmaktan çekinmeyin çünkü tam da modaya uygun davranmış olacaksınız. Gözlere, güneşin doğuşunu andıracak tonlar hakim bu yı l.Turuncudan kırmızıya veya koyu kırmızdan açık sarıya doğru bir nehir gibi renklerle oynayın. Koyu bordo veya canlı kırmızı tonları makyajınızı tamamlayacak; sarıdan kırmızıya kadar uzanan renkler de teninizin parıldamasını sağlayacak.

Uzman önerileri
1. adım: Dudaklarınız olabildiğince parıltılı olmalı. Rujunuzun üstünden bir parlatıcıyla geçmeyi unutmayın.
2. adım: Unutmayın ki uzun yaz gecelerinde kirpikler için suya dayanıklı siyah rimel idealdir. Kirpiklerinizi belirginleştirin.
3. adım: Elmacık kemiklerinizi bronz tonlarda bir pudrayla ortaya çıkarın.

Etno etkiler
Canlı renklerin birbirine karıştığı bu tarz, sizi daha çılgın olmaya davet ediyor. Etno’nun Doğu’ya özgü etkilerini şık bir görünümle birleştirerek günümüz modasına uygun bir stil oluşturabilirsiniz.

Bu tarz makyajda Doğu’nun göz kamaştırıcı, ışıltılı ve parıltılı renkleri hakim. Daha çok turuncu ve tonlarının ön plana çıktığı bu tarzda, kahverenginin yumuşak tonları ve turkuaz mavisi de tercih edilen renkler arasında. Mavi ve kahverengiyi bir tezat oluşturarak kullanmak mümkün. Dudak ve gözlerde, soğuk ve sıcak renklerle kontrast yaratıp cazibeli, çekici ve fazlasıyla büyülü bir havaya bürünebilirsiniz.

Bu yaz cesur olmaktan çekinmeyin. Daha önce kullanmaya cesaret edemediğiniz değişik renkler sizi korkutmasın. Farklı renklerle oynamayı ve avantajlarından yararlanmayı öğrenmek sizi benzersiz kılacak. Mesela makyajınızda sarı renk kullanarak buna başlayabilirsiniz. Biliyor musunuz ki sarının en önemli avantajı uzun bir geceden sonra bile gözlerin büyülü gizemini ortaya çıkarabilmesi ve yüzünüzü dinç göstermesidir…

Uzman önerileri
1. adım: Kirpik kenarından kaşlara kadar koyu bir göz farı kullanın. Böylece gözleriniz daha çok dikkat çekecek.
2. adım: Göz şeklinizi, gözkapağı kıvrımlarına bakır tonlarında far sürerek iyice belirginleştirin. Bu bakır tonunu biraz da göz altı kıvrımlarına uygulayın.
3. adım: Gözlerinizin köşesine biraz simli far sürerek ışıldamalarını sağlayın.
4. adım: Eyeliner’ı alt göz kapağı kenarına sürün.
5. adım: Su geçirmeyen siyah bir rimelle kirpiklerinizi iyice belirginleştirin.

Sonraki yazılar »